Elhamdülillah hem Türkiye’mizde, hem de dünyada İslâm gelişiyor, küfür can çekişiyor. Müslüman olmayan insanlar, İslâm’ı inceliyor, seviyor, beğeniyor, kabul ediyor, İslâm’a giriyor, İslâm için çalışmaya başlıyor. İşte Yusuf İslâm’ların, Farrakan’ların, Abdülkâdir es-Sûfî’lerin ve daha nice nice yeni müslümanların maceraları, hikâyeleri, faaliyetleri... Yarın filanca Avrupalı veliahdın, falanca büyük devlet adamının, filanca meşhur hanımefendinin müslüman olduğunu duyarsanız hiç şaşmayın!
Zalim, despot, diktatör gayrimüslim ülkelerdeki esir müslümanlar da uyanmaya, direnmeye başladı. Elbette onlar da insanî haklarını bir gün elde edecekler; çünkü imanın gücü önünde durulmaz, mazlumun yardımcısı Allah’tır. Yeter ki müslümanlar Kur’an’a dönsünler, dinlerine sımsıkı sarılsınlar, Allah’ın razı olduğu yola girsinler, O’nun sevdiği hallere sahip olsunlar.
İslâm ülkelerinin başındaki zalim idareciler de er geç mutlaka devrilecekler, hıyanetlerinin cezalarını çekecek, belalarını bulacaklar; çünkü Allah zalimleri sevmez, hainlerin hilelerini onların başlarına geçirir. Hapisler, tevkifler, idamlar, baskılar İslâm’ı durduramaz, sadece müslümanları uyandırır, hatalarından döndürür, saflarını sıklaştırır, cihat konusundaki ürkeklik ve çekingenliklerini atmalarına sebep olur. Cihat şuuru bir kere uyandı mı onu, top tüfek sindiremez, ordular durduramaz, beynelmilel şer ittifakları engelleyemez.
Müslüman sulhçudur, sulhu sever; ama karşı taraf ille de kaşınır, sataşır, gelir çatarsa o zaman mücadele ve müdafaa meşrulaşır.
Mücadele ve muharebede müslümanı iki ‘iyilik’ten biri bekliyor: Ya ölür şehit olur, ya başarır muzaffer olur. Ama kâfirin nesi var, eline ne geçecek? Ya ölür cehennemi boylar, ya kalır rezil rüsva olup parası, pulu, zevki, keyfi, huzuru, rahatı kaçar; toza toprağa bulanır, kavgayı başlattığına bin pişman olur.
Müslüman ölümden korkmaz; kâfir ise ondan bucak bucak kaçar, bin yıl yaşamak ister; müslümanlar zulümle, katliamla tükenmez; sadece cihat bayrağı birisinin elinden ötekisinin eline geçer. Dünya üzerinde, bilgili, tecrübeli, yetenekli, modern, düşmanını iyi tanıyan, ne yapacağını çok iyi bilen milyonlarca has müslüman var, cennet sevdalısı var, cihat âşıkı var; canlarını kurban etmeye, feda eylemeye müştak, işaret bekliyorlar. Sabırlı, cefakeş, merhametli, şefkatli, sulhsever, iyilik taraftarı, fazilet yanlısı; güzel ahlâklı insanlar...
Şaşkın beşeriyete acıyorlar, onların iyiliği için çalışıyorlar, günahkârı günahından nasihatle vazgeçirmeyi istiyorlar, zalimi tatlılıkla yola getirmeyi düşünüyorlar; peygamberlerin ahlâkı üzere, sabırla, teenni ile kırmadan, üzmeden, korkutmadan, kaçırtmadan, müjdeleyerek, kolaylaştırarak, affederek hareket etme yolunu tercih ediyorlar. Kuldan, düşmandan, eza ve cefadan, harp ve darpten korktukları için değil; Allah’tan korktukları için yumuşak davranıyorlar ama şirret İslâm düşmanları bir türlü bunu anlayamıyor.
İslâm düşmanlarını, tarlada buldukları patlamamış bir bombayı kurcalayan aptal ve cahil köylülere benzetiyorum. Başlarına gelecek felaketten ne kadar habersizler!
*