12 Rebi'ül-evvel 1433 | 4 Şubat 2012
89CADE1A-BFD6-47AF-AA5E-7FAB6EDCDDBC
Üye Girişi
|
Üye Ol
ANA SAYFA
KUR'AN-I KERİM
Okuyun
Dinleyin
Bilgilenin
SON PEYGAMBER
TASAVVUF
Tasavvufa Dair
Yolumuzun Esasları
Silsile-i Şerif
Hatm-i Hacegan
Evrad-ı Şerif
M. ZAHİD KOTKU (RH. A.)
Hayatı
Fotoğrafları
Kitapları
Sohbetleri
M. ES'AD COŞAN (RH. A.)
Hayatı
İslam Anlayışı
Tasavvuf Anlayışı
Hizmet Anlayışı
Kitapları
Başmakaleleri
Sohbetleri
Fotoğrafları
Anma Programları
M. NUREDDİN COŞAN
SIK SORULAN SORULAR
Soru-Cevap
Sık Sorulan Sorular
Soru-Cevap
>
Sık Sorulan Sorular
BORÇ VE VADEYLE İLGİLİ KONULAR
SORU: Borcunu belirtilen tarihte ödemeyen kimseden fark almak caiz midir?
CEVAP:
Borcunu belirtilen tarihte ödemeyen kimseden fark almak caiz değildir ve alınırsa faizdir. Bu hususta fakir ile zengin birdir. Fakir olan kimse kusuru olmadığından Allah indinde mesul değildir. Maddî durumu müsaid olup zengin olan kimse ise borcunu ertelediği için zâlim olup ağır bir cezaya müstahakdır.
SORU: Elimizdeki mal fiatlanmış ve birkaç defa üzerine zam gelmişse son fiat durumunu dikkate alıp eski fiatla aldığımız malı yeni fiatla satabilir miyiz?
CEVAP:
Elimizdeki malın fiyatı yükselip üzerine zam geldiği takdirde son fiat durumunu dikkate alarak mal satılabilir. Çünkü bu gün bütün dünyada özellikle geri kalmış ülkelerde fiyat istikrarı olmadığı ve zamlar birbirini kovaladığı için alış fiyatına göre ticaret eşyasını satmak malûm olduğu gibi kazanç değil, ziyan etmektir.
SORU: Borcunu kasıtlı olarak ödemeyen kimseye dînen verilecek ceza nedir?
CEVAP:
Maddî durumu müsaid olmadığından zimmetinde bulunan borcunu ödeyemeyen kimse Allah indinde mesul değildir. Peygamber (sa.) şöyle buyuruyor: "Geri vermek maksadıyla başkasının malını alan kimsenin borcunu Allah öder. Onu itlaf edip yemek maksadıyla başkasının malını alan kimseyi de Allah onun malını itlaf eder." Fakat durumu müsait olduğu halde zimmetindeki borcunu vermeyen kimse de zâlim ve haindir. Peygamber (sa.) şöyle buyuruyor: "Zenginin vereceğini erteleyip geciktirmesi zulümdür." Şehitlik makamı çok yüksek ve günahların affına vesile olduğu halde kasıtlı olarak borcunu vermeyen kimse şehid düşse de borç vebalinden kurtulamaz. Peygamber (sa.) şöyle buyuruyor: "Şehidin bütün günahları bağışlanır, ancak borç müstesnadır" İslama göre durumu müsaid olduğu halde kasıtlı olarak borcunu ödemeyen kimse bilinen serveti varsa alacaklı olan kimse mahkeme yoluyla alacağını ondan istihsal edecektir. Serveti gizli tutup borcunu erteliyorsa cezası Allah'a aittir.
SORU: Tüccar tarafından satın alınan malın satışı mümkün olmadığından belli bir süre sonra borcunu ödemek maksadıyla satıcının arzusu hilâfına onu geri vermek caiz midir?
CEVAP:
Bir mal satılıp müşteri tarafından kabz edildikten sonra alışveriş tamam olur. Satılır veya satılmaz, fiyatı yükselir veya düşerse bununla satıcının hiç bir ilgisi yoktur. Arzusu hilâfına geri çevirilmez. Ancak her iki tarafın rızasıyla yapılan alış verişin feshi caizdir. Ayrıca her iki tarafın ittifakıyla bu kerre müşteri adı geçen malı satıcıya -kazançlı veya kazançsız- satabilir ve bunda beis yoktur.
SORU: Bir kimse birisinden bir miktar borç alır, evini de kendisine rehin -ipotek- edip evinde oturma müsâadesini verirse caiz midir?
CEVAP:
Bir kimse birisinden bir miktar - mesela yüzbin lira-borç alır ve evini kendisine ipotek edip oturma müsaadesini verirse caiz değildir. Çünkü bu muamele ribâ olduğu için izin vermek caiz olmadığı gibi isti'zan etmek de caiz değildir.
SORU: Borcu ertelemek caiz midir?
CEVAP:
Borçlu olan kimse imkânı olduğu hâlde zamanında borcunu ödemezse Allah'ın indinde mesul olup, ahiret azabına müstehakdır. Peygamber (sa.) bu hususta şöyle buyurur: "Varlıklı olan kimsenin borcunu ertelemesi zulümdür" Zamanında borcunu ödememesi sebebiyle enflasyondan doğan zarar da büyük hukukçu olan İmamı Ebu Yusuf a göre -ki müfta bih de bu görüşdür, kanaatimiz bu minval üzeredir- telâfi edilmesi gerekir. Bir kimse, yüzbin lira alacağı olursa zamanında ödenmediğinden elli bin lira değer kaybetmişse, yüzbin lira değil, yüzelli bin lira istemeye hakkı vardır. Ve onu almasında bir sakınca yoktur. Zaten alacaklı olan kimse onu alsa da hakkından fazla bir şey cebine girmez.
SORU: Masraf ve harçlar kime aittir?
CEVAP:
Masraf ve harçların borçluya ait olup olmayacağı hususu da İslâm hukukçuları arasında ihtilâf konusudur. Bazılarına göre bunlar beytülmale (Hazineye) aittir. Bazılarına göre de mütemerrid olan borçluya aittir. Bu zamanda beytülmal onları karşılamadığına göre mütemerrid olan borçluya ait olması kesinleşir. Bunların bu borçludan herhangi bir yol ile tahsili mümkün olmaz ise faiz namı altında da olsa onu tahsil etmekte bir sakınca yoktur. Yalnız borçlu olan kimse, imkânı olmadığından borcunu ödememiş ise masraf ve harçlardan mesul değildir. İslâm'a göre böyle bir durumda borcun ertelenmesi lazımdır.
SORU: Borçlu olan kimse alacaklının izni olmadan yola çıkabilir mi?
CEVAP:
Borçlu olan kimse borcun vadesi gelmiş ve mâli durumu müsait ise borcunu kapatmadan yola çıkması caiz değildir. Ama vadesi gelmiş, durumu müsait değil veya durumu müsait, borcun vadesi gelmemiş ise bu durumda hem Hanefî hem Şafiî'ye göre yola çıkmasında beis yoktur.
iskenderpasa.com
Hukuki Şartlar
|
İletişim
Yardım
|
Site Haritası
Copyright 2000-2011 Her hakkı mahfuzdur.
All Rights Reserved.
Sık Kullanılanlara Ekle
|
Tavsiye Et