1 - Bankaların verdiği faiz haram mıdır? Haram ise ispatlar mısınız? Cevap: Riba (Faiz) arapça bir kelimedir. Lügatta esas manası ziyade ve artıştır. İslahta ise , fıkıh ölçülerine göre eşit olmayan veya eşitlikleri bilinmeyen veya bedellerden birisi veya her ikisi hazır olmayan ribevi şeylerin üzerine yapılan akittir. Ribanın haram oluşu , hem Kuran-ı Kerim hem Ehadis-i şerif ile sabittir. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor ; “ Allah alışverişi mübah, ribayı yasak kılmıştır.” Peygamber (SAV) de şöyle buyuruyor. “Allah riba yiyeni , yedireni , katibini ve şahidini lanetlemiştir.” Binaenaleyh ribanın hürmeti (haram oluşu) hususunda hiç şüphe yoktur. Onu inkar etmek küfürdür. Fakat inkar etmeden riba alan veya veren kimse, müslüman olmakla beraber günahkar ve büyük bir vebalin altındadır. Cahiliyette iki çeşit riba vardı; 1- Varlıklı kimse , muhtaç bir kimseye belli bir zamana kadar ödünç para verirdi , vadesi gelince kendisine şöyle derdi: ya borcunu öde yahut da faiz karşılığında onu şu tarihe kadar ertele. Borçlu kimse bunlardan birisini yapmaya mecbur kalırdı. Buna Rıben’nesei denir. 2- Altın ve gümüş ile tartılan veya buğday ve arpa gibi ölçülen bir cinsi, kendi cinsi mukabilinde peşin olarak ziyadesiyle satış akdini yapmaktır. Buna Rıbelfadl denir. Yukarıda verilen deliller gereği bankalarda verilen faiz de haramdır. Ancak eğer bankada faiz parası varsa, faiz anaparaya tahakkuk etmişse elbette paranın faizi bankada bırakmamalı , karşılığında sevap beklenmeden bir fakire verilmelidir. Ancak fakire vermek amacı ile bankaya faize para koymak doğru değildir. Enflasyon karşısında paranın değer kaybını , faiz hadlerini uygulayarak karşılamak caiz midir derseniz ; daha önceden de anlaşıldığı gibi düşük de olsa faizli bir muameleye girmek caiz değildir. Şimdilik muamele faiz sayıldığına ve istikbaldeki durumu meçhul olup her an değişmesi mümkün olduğuna göre hüküm değişmez. Yalnız borcu kapatmak hususunda Ebu Yusuf’a göre durum değişir. Mesela bir kimse bir milyon liralık parayı bir seneliğine faizle birbuçuk milyona verirse faizli olduğundan haramdır. Yalnız bir sene sonra daha önce verilen bir milyon para enflasyon sebebi ile ödeme anında birbuçuk milyona tekabül ederse onu, yani başlangıçta verdiği bir milyon mukabilinde birbuçuk milyon alması caizdir. Çünkü bu para altın ve gümüş olmadığı ve değeri itibarii olduğu için kendisine itibar edilen değere göre muamele görür.
2 - Bankadan sabit faizle ev almak için kredi almak islami açıdan nasıl oluyor.? Alınması uygun olurmu? Cevap: Faiz gibidir , caiz değildir.
3 - Faiz veren bir bankada çalışmak caiz midir? Cevap: Faiz veren bankada çalışmak her ne kadar bilfiil haram değilse de faizle ilgili yapılan işlemlere yardımcı olunması ve faiz müessesesinin gelişmesine destek olunması açısından kerahatten ari değildir.
4 - Borsa caiz midir? Cevap: Borsada satılan hisselerin durumu değişiklik arz etmektedir. Şayet şarap fabrikası gibi haram mamul üreten bir firmanın veya faiz müessesesinin hisseleri veya devlet tahvili borsada satılıyor ise bunları almak caiz değildir. Ayrıca herhangi bir şirket domuz eti , yağı içki mamulleri satın alıp satıyor ise o şirketin de hisselerini almak caiz değildir. Ama başka şirketlerin , fabrikaların hisselerini satın almakta dini bir sakınca yoktur. Ancak borsada çok oyunlar oynanmaktadır. Spekülatif ayarlarla hisselerin fiyatları suni olarak arttırılıp azaltılmaktadır. Bu cihetten hisse alıp satmak biraz tehlike arz ediyor. Bugün birçok yerde birçok zengin insanlar bu sebepten iflas edip intihar etmektedirler. Buna dikkat etmek lazımdır.
5 - Darul harpde faiz alınabilir mi, kredi kullanılabilir mi? Cevap: Dar-i harp Müslüman olamayan ülkeye denir. Bu ülkelere her ne kadar dar-i harp denilmişse de dar-i küfür demek daha uygundur. Şafii , Hanbeli , Maliki mezhepleri ile Hanefi mezhebinden Ebu Yusuf’a göre ister dari harp olsun ister dari İslam olsun faiz dahil yasak olan herşey heryerde yasaktır. Hiçbir fark yoktur. Yani zina, içki hırsızlık hem İslam diyarında hem küfür diyarında haram olduğu gibi faiz de haramdır. Ama İmam-ı Azam ile İmam-ı Muhammed’e göre faiz İslam diyarında yasak olduğu halde küfür diyarında Müslüman olmayandan faiz almak caizdir. Türkiye bütün ulemaya göre dar-i harp değildir. Ama İmam-ı Azamın 2 talebesi Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre bir ülkede İslam ahkamı uygulanmazsa orası dari İslam değildir. Bununla beraber Ebu Yusuf’a göre faiz almak caiz değildir. Alışveriş meselesine gelince hem İslam hem de küfür diyarında alışveriş yapmakta dinen bir sakınca yoktur. Hanefi Mezhebi ne göre faiz nispeti düşük olursa müslüman olmayan bir ülkede kredi ile ev almak veya yaptırmak ve böylece kiradan kurtulmak caizdir. Çünki yapılan iş müslümanın lehinedir ve faiz nisbeti kira nisbetinden düşüktür.
6 - Döviz almak satmak haram mıdır? Cevap: Hayır haram değildir. Onlar birer kıymet birimidir. Yâni, o doları, markı eline aldın mı gidip Amerika'nın, Almanya'nın kasasından şu kadar para almağa hak kazanıyorsun. Malındır yâni senin... Bunların hepsi helâldir. ''Aman el sürmeyelim, haramdır.'' diye bir şey yoktur. Para bir değeri ifade eden bir kâğıttır. Bu para meselesinde çok oyunlar dönüyor. Hele kâğıt para, kapitalizmin bir aldatmacasıdır. İnsanları sömürme vasıtalarından birisidir. Kâğıt para ile cahil millet çok aldatılıyor ve çok değerleri cebinden sessiz sedâsız çalınmış oluyor. Yâni, adam, ''Ben yanımda yüz milyon lira saklıyorum.'' diye düşünüyor. Senenin sonunda, enflasyon, vs. dolayısıyla elli milyonluk bir şey kalıyor. Bu kâğıt para olmasaydı da, doğru düzgün bir kıymet birimi olsaydı aynen kalacaktı. Kâğıt olduğu için, enflasyonlarla, çeşitli oyunlarla çeşitli istismarlar oluyor. O bakımdan bazıları banknotu câiz görmemiş. Câiz görmemiş ama, şu anda mer'î olan bu... Ne yapalım, bunlarla alınıyor, veriliyor. O zaman normaldir. Bu bir kıymet birimidir. Adı dolar olmuş, mark olmuş; haramlığı yoktur. Geliş yeri helâlse, o para sana helâldir; istediğin yerde harcayabilirsin.
7 - Enflasyon oranında alınan fazla para faize girer mi? Cevap: Enflasyon karşısında paranın değer kaybını , faiz hadlerini uygulayarak karşılamak caiz midir derseniz ; düşük de olsa faizli bir muameleye girmek caiz değildir. Şimdilik muamele faiz sayıldığına ve istikbaldeki durumu meçhul olup her an değişmesi mümkün olduğuna göre hüküm değişmez. Yalnız borcu kapatmak hususunda Ebu Yusuf’a göre durum değişir. Mesela bir kimse bir milyon liralık parayı bir seneliğine faizle birbuçuk milyona verirse faizli olduğundan haramdır. Yalnız bir sene sonra daha önce verilen bir milyon para enflasyon sebebi ile ödeme anında birbuçuk milyona tekabül ederse onu, yani başlangıçta verdiği bir milyon mukabilinde birbuçuk milyon alması caizdir. Çünkü bu para altın ve gümüş olmadığı ve değeri itibarii olduğu için kendisine itibar edilen değere göre muamele görür.
8 - Kasko sigortası caiz midir? Cevap: Arabaya kasko sigortası yaptırılabilir. Çünkü, zaten sigorta yaptırma mecburiyeti vardır. Yaptırmasan, arabayı kullanamıyorsun. Ötekisi --normal sigorta-- bir şarlatanlık, hiç bir işe yaramıyor. Para boşa gidiyor ve o düz sigortayı yapanlar çok büyük kârlar elde ediyorlar. Kasko sigortası, bir zarar olduğu zaman ödenmeye sebep oluyor. Bir yardımlaşma mantığıyla olursa, câiz olur.
9 - Kredi kartı kullanmak caiz midir? Cevap: Kredi Kartı kullanmak ödemeleri faize bırakmamak şartı ile caizdir. Özel Finans kurumlarının kredi kartlarını kullanmanızı tavsiye ederiz.
10 - NEMANIN ALINMASINDA BİR SAKINCA VARMIDIR? Cevap: Nema zorunlu olarak kesildiği sürelerde caizdir ve ikramiye kabul edilir. Ama isteğe bağlı olarak kesinti yapılıyor da bundan dolayı nema veriliyorsa faizdir ve haramdır. Buna göre her memur kesintinin zorunlu ya da isteğe bağlı olarak kesildiğine bakarak hükmünü belirleyebilir.
11 - Sağlık ve hayat sigortası gibi sigortalar caiz midir? Cevap: Sigorta meselesi aslında Türkiye’yi aşan bir meseledir. İslam aleminin her ülkesinde sigorta hakkında çeşitli mütaalalar yürütülmeektedir. Helaldir diyenler olduğu gibi haramdır diyenler de olmuştur. Sigorta takriben iki asır önce İslam aleminde ismi duyulmuş, ondan söz edilmiştir. O zaman merkezi Avrupada bulunan sigorta şirketlerinin temsilcileri, deniz kenarındaki bazı İslami şehirlerde bulunup Avrupaya giden gemilerle taşınan malların sigortasını yapmaya başlamış ve İslam aleminde bazı ortaklar temin etmek sureti ile orada da yerleşmişlerdi. Suriye ulemasından Dr. Mustafa al Zerka ile Mısır ulemasından Muhammed Abduh, Şeldut, Dr. Muhammed El Behiyy gibi kimseler sigorta şirketlerinin bir yardımlaşma şirketi olduğuna ve dolayısı ile de meşruluğuna hükmetmişlerdir. Dr. Muhammed El Behiyy bu hususta özet olarak şöyle bir mütalaa yürütmüştür; “ Sigorta akdi bir satış akdi değil , mağdur olan kimselerin musibetlerini hafifletip onlara yardım elini uzatmak için yapılan bir yardımlaşma ve dayanışma akdidir. İster mali, ister hayat sigortası olsun , dayanışma ve yardımlaşmadan başka bir şey değildir. Mesela, köylü davarlarını, tüccar ticaret eşyasını , ev sahibi de evini , araba sahibi de arabasını sigorta ettiriyor. Çünki zarara girmenin zor olduğunu , tek başına musibet yükünü kaldıramayacağını , ancak başkasının yardımı ile yükün hafifleyeceğini biliyor. Hayatını sigorta ettiren kimse de hayatını korumak için sigortaya baş vuruyor. Ecelin Allah’ın elinde olduğunu, zamanı gelince onu kimsenin erteleyemeyeceğini biliyor. Sigortaya başvurmaktaki gayesi , erken öldüğü takdirde aile efradına bir yardım kaynağı temin etmektir.” diyor. (El Fıkhül İslami ve Tetavvuruhu s 462) İmam Nevevi’nin el Mecmu adlı kitabının tetimmesini yazan büyük fakih Muhammed Necib el Muti de şöyle diyor ; “ Sigorta kurumu tarafından üyelere verilen tazminatın mübah olması hususunda ihtilaf yoktur. Çünkü daha önce dediğimiz gibi bir kimse birisine “Malını at ben öderim” dese mal sahibi malını attığı takdirde ödemeyi taahhüt eden kimse onu ödemeye mecburdur.” (El Mecmu c17 s361) Mısır ulemasından Mustafa El Hammani ile İbn Abidin ve Rabıtatü’l Alem’i Şslamiye’nin fıkıh heyeti Hey’etü Kibari’l Ulema da sigortanın haram olduğunu belirtiyorlar. Mustafa El Hammani , kitabında şöyle diyor ; “Sigortanın bütün çeşitleri haramdır. Aynen piyangonun bir nevidir. Çünkü sigorta şirketi evini sigorta etmek isteyen kimseye “ Her yıl bana şu kadar prim ödeyeceksinç eğer evin yanarsa ben değerini ödeyeceğim, yanmazsa da sen taksitleri ödemeye devam edeceksin” der. Demek ki ev yanarsa sigorta değerini ödeyecek, yanmazsa ödenen taksitler beyhude gitmiş olacaktır. Bu aynen piyangoya benziyor. Çünkü birçok kimse her yıl bir veya birkaç defa piyango bileti alır ama bir defa olsun kendisine bir şey çıkmaz. Bazıları da vardır ki yalnız bir defa bilet alır ve kendisine para çıkar. Yalnız hayat sigortası bundan biraz farklıdır. Çünkü belirtilen zamana kadar sigortalı ölmez ise ödediği taksitler faizi ile beraber kendisine geri verilir.” İbni Abidin de İslam diyarında sigortanın caiz olmadığını , küfür diyarında gayri müslimlerin sigorta şirketine sigorta edilmiş bulunan malın telef olması halinde bedeli almakta bir beis olmadığını beyan edip özetle şöyle diyor ; “Tüccarlar arasında cari olan bir adete göre herhangi bir ecnebiden kiralanan gemiye, kira anında mallarının teminatına matufen ecnebi diyarındaki gayri müslime bir miktar para veriliyor ki buna sigorta denmektedir. Şayet gemi yanar, batar veya yağma edilirse darü’l harpte bulunan sigorta şirketi malların değerini ödeyecektir. Evet müslüman bir tüccarın darül harpte harbi bir ortağı bulunur, müşterek mallarını orada sigorta eder, mal telef olursa müslüman tüccar şirket tarafından verilen tazminatı alabilir. Çünkü akit iki harbi arasında cari olmuş ve tazminat harbi olan şahsın rızası ile kendisine ödenmiştir.” Mekke’i Mükerreme’de 4.4.1397 tarihinde Abdullah b. Humeyd’in başkanlığında Muhammed Ali al Harekan, Abdülaziz b. Baz, Muhammed b Abdullah al Subeyyil, Salih b Asimeyn, Muhammed Reşid Kabani, Mustafa al Zerka, Muhammed Reşidi, Abdul kuddüs al Haşimi’n Nedevi ve Ebubekir Gumi’den müteşekkil fıkıh heyeti toplanarak sigorta meselesini ele alıp inceden inceye tetkik ettikten sonra Mustafa al Zerka hariç ittifakla sigortanın bütün çeşitlerinin haram olduğuna dair kanaatlerini beyan etmişlerdir. Ancak eğer kurulacak sigorta şirketi , ticari olmayıp sadece yardımlaşma esasına dayanıyorsa bu caizdir. Zaten Mekke-i Mükerreme’deki adı geçen fıkıh kurulu da buna cevaz veriyor. Ama bugünkü sigortaların esas gayesi yalnız kar elde etmektir. Sırf üyelerine yardım sağşamak amacı ile ve karşılıklı yardımlaşma esasına dayalı olarak kurulacak olan bir sigortadan istifade etmek caizdir.